Kutu Gündem

Kutu Gündem - Siyasi ve Politik Meseleler
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 ZİRVENİN GALİBİ GERÇEKTE KİM OLDU?- Hüseyin Vodinalı

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 217
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: ZİRVENİN GALİBİ GERÇEKTE KİM OLDU?- Hüseyin Vodinalı   C.tesi Kas. 20, 2010 11:38 pm

Lizbon'dan asıl haberi 600 milyar dolarlık para basma harekatının mimarı ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke verdi. Gerçi kendisi Lizbon'da değildi ama olsun.

Bernanke, asıl tehdidin, parasının değerini düşük tutan Çin olduğunu söyledi. Bernanke bir de üstüne üstlük parasının değerini epeyce yüksekte tutan Türkiye'ye de kırmızı kurdele takarak örnek gösterdi.

Lizbon'da 28 NATO üyesi ülkenin aldığı füze kalkanı kararını özetleyen bir tabloydu bu. Amerikan Meslek Yüksek Okulu'nun örnek öğrencisi Türkiye, öğretmenlerinin sözünden çıkmadı ve füze kalkanına "ok" dedi.

Rusya, İran, Suriye ve pek çok diğer Arap ülkesiyle "sıfır sorun" hatta işbirliği politikasının sonu demek olan füze kalkanı, balistik kılıfa sokulup büyük bir başarı olarak allanıp pullandı yandaş-mandaş medyamız tarafından.

Türkiye, van minut, mavi marmara, kurtlar vadisi filan derken, etik-tetik itirazlarını bırakıp İsrail'in savunmasında aktif rol almayı resmen kabul etmiş oldu.

Yeniden "NATO'nun ileri karakolu" ya da "Batı'nın Asya'daki mızrakbaşı" olma misyonunu hevesle kabul eden Ankara şaşırtmadı ama füze kalkanının hedefi Rusya biraz olsun şaşırttı bizi.

Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev, ilk kez bir NATO Zirvesi'ne katılan Rus Lider olarak tarihe geçerken, Moskova'dan gelen sinyaller beklenenden sıcaktı.

Gerçi Rusya'yı incitmemek için elinden geleni yapan NATO/ABD de yemin billah ederek, bu kalkan size karşı değil sözleri verdi. Kalkana siz de katılın nükleer şemsiyeye hep beraber gireceğiz antları içti. Rusya da ayıp olmasın diye zirvede yaramazlık yapmadı da diyebiliriz.

RUSYA'DAN İLGİNÇ MESAJLAR

Nasıl ki Seul'deki G-20 Zirvesi'nde "Kalkanın tetiği bizde olmalı" diyen Tayyip Erdoğan Lizbon'da yoksa, 2008'de Doğu Avrupa'daki kalkana, "Ne İran'ı kardeşim bu resmen bize tehdit" diyerek Kaliningrad'a iskender füzesi koyarım diyen Vladimir Putin de, ne Lizbon'da, ne de Moskova'da bulunamadı.

Medvedev ve Gül görüşmesi ise olumlu geçti!

"Turuncu Devrimler" ülkesi Ukrayna'yı Rusya ilgi alanına terk eden ABD, Bush'tan kalma Savunma Bakanı Robert Gates'in ağzından da "artık hiçbir yerde savaşmayacağız, olsa olsa Yemen'e askeri destek veririz" türünden yumuşak mesajlarla Moskova'nın gönlünü mü çeldi, bilemeyiz...

Rusya da "dur bakalım ne diyecekler" türünden bir bekleyiş içinde mi onu da bilemeyiz...

Ya da gelecek yıl Karadeniz'de NATO/ABD füze gemileri nasıl dolaşacak? O da bir muamma...
(Belki de o gemiler, füze kalkanına katılan Rus gemileri de olabilir, olur mu olur!)

Ama bildiğimiz bir şey var ki, o da Moskova'nın asıl beklentisinin ABD ile nükleer yarışı bitirecek "Yeni START" anlaşmasının kendi istekleri doğrultusunda imzalanması olduğu.

Bu anlaşma Rusya'yı tek tehdit olmaktan çıkaracak ve Batı dünyasıyla yeni işbirliklerinin yolunu açacak.

Bunun için Afganistan'da bile NATO'ya lojistik desteğin düğmesine bastı.

Ama Barack Obama'yı 2 Kasım'da arkasından vuran ara seçimler, Lizbon'da da peşini bırakmadı.

Kongre'de çoğunluğu ele geçiren Cumhuriyetçiler, START anlaşmasına karşı.

Obama da, Lizbon'dan seslenerek, "Bunun ABD çıkarlarıyla oynanan çok tehlikeli bir kumar" olduğunu vurguladı.

Rusya da, şimdilik sıcak baktığı füze kalkanı projesinde Obama'dan START tavizi bekliyor.

Yani Obama, füze kalkanı ve dolayısıyla Çin'in kaderi şu an Kongre'deki Cumhuriyetçilerin elinde.

Buna kaderin cilvesi denmez de ne denir..?

ÇİN'DE "KONFÜÇYUS SESSİZLİĞİ"

Avrupa'daki tüm itirazlara rağmen Rusya'yı da NATO'ya ortak etme çabalarında hiç adı geçmeyen ve sesi çıkmayan bir dev var.

O da NATO'nun yeni stratejik konseptinde Rusya başta tüm komşuları sayılan ama kendi esamesi okunmayan Çin.

Yani artık NEO-NATO, küresel platformda, Batı ve ortaklarının güvenliği teranesiyle değil doğrudan Çin'i hedef alan bir anlayışla hareket edecek.

Onlar Kuzey Kore, İran, Suriye, Sudan diye saysın, siz onu Çin diye anlayın...

Düşünsenize Litvanya garibim haykırıyor: Nasıl olur da Rusya NATO karar mekanizmalarında yer alabilir?

Mevzu bahis yükselişi önlenemeyen yeni dev Çin olduktan sonra gerisi teferruattır sevgili Dalia Grybauskaite (Litvanya Cumhurbaşkanı)

Chinadaily gazetesine baktık, internetteki manşetindeki resimde bir panda vardı!

Sanki alay eder gibiydi...

5000 yıllık tarih ve kültüre sahip bugünkü "Komünist" Çin, "Ahlaki varlığımızın tüm dünya düzeniyle uyum içinde olma noktasına erişmesi insanın ulaşabileceği en büyük amaçtır" diyen, "Uyum, denge ve iç huzura erişmenin yolu eğitimden geçer" felsefesinin sahibi Konfüçyus'un mirasına sahip çıkıyor.

Hegemonyaya karşı olmanın yeni bir hegemonya yaratmamaktan geçtiğini çok iyi bilen Çin'in bildiği bir şeyler olmalı...

Yoksa Şanghay İşbirliği Örgütü'nü toplayıp, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan liderlerine sorabilirdi: "Sizin ŞİÖ'nün gözlemci üyesi olan İran'a ve kurucusu bana karşı bir organizasyonda ne işiniz var kardeşim?" diye...

Bernanke'yi muhatap almayan Çinliler, anlaşılan NATO'yu da fazla sallamıyor...

AB-NATO İŞBİRLİĞİ?

Kendisi muhtacı himmet bir dede konumundaki AB ise yeni NATO konseptine evet dedi.

Ancak ABD'nin karşılıksız para basmasına Çin kadar tepkili olan Almanya gibi dev bir ülkeyi pek istekli göremedik.

Son haftalarda sürekli olarak "El Kaide"nin bombalı tehditlerine muhatap olması bir rastlantı mıydı acaba?

Başbakan Merkel'in açıklamasında epeydir dirsek temasında oldukları Rusya'ya yönelik olumlu açıklamalar dışında pek bir şey yoktu.

"Eski bir düşman olan Rusya ile işbirliği NATO'nun tarihinde bir dönüm noktasıdır. Rusya ile ortak bir güvenlik alanı oluşturmamız tarihi önemdedir" diyen Merkel, NATO içindeki gizli bir Avrasyacı gündemden mi söz ediyordu?

Putin döneminden beri Rusya ile Almanya ve Fransa'nın genelde Soçi'de düzenlenen üçlü zirveleri bir gelenek haline gelmişti ve bu konuda fazlasıyla spekülasyon yapılmıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ise, NATO'nun kamuya açıklanan belgelerinde hiçbir ismin yer almadığını söylerken, sonra tutup da, bununla birlikte bugünün füze tehdidinin İran'dan geldiğini dillendirince, Ankara cephesinde bir çuval inciri berbat etti.

Yunanistan ve İrlanda'nın ardından NATO zirvesinin yapıldığı Portekiz'in de kurtarılması hesapları yapan bir AB'nin küresel düzende söyleyecek fazla bir sözü de olamazdı elbette.

Onlar da Obama'nın elinden tutup yanlarına getirip, "hadi yeniden kardeş kardeş oynayın bakayım" dediği Türkiye'ye şöyle zoraki bir omuz silkmeden başka yapacakları yoktu.

Gül'ün uçağındaki Pentagon uzmanı Cengiz Çandar ile yeni yetme NATO’cu gazete temsilcilerine de "Türkiye'nin yeniden canlanan muhteşem AB yönelimi" türünden yazılar çiziktirmek düşüyordu elbette.

Oysa olan biten, alavere dalavere, Türk Mehmet nöbete idi...

Hüseyin Vodinalı

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugundem.yetkinforum.com
 
ZİRVENİN GALİBİ GERÇEKTE KİM OLDU?- Hüseyin Vodinalı
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» İnsan vücudu hakkında 16 olağanüstü gerçek
» Gerçek gruphepsiclup.forumzen.com İmzaları...
» cemrenin gercek adı
» Aşk ...
» Aşkın sahtesi olmaz

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kutu Gündem :: Gündem :: Yazılar-
Buraya geçin: