Kutu Gündem

Kutu Gündem - Siyasi ve Politik Meseleler
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 RUŞEN ÇAKIR’I BİR DE BU AÇIDAN OKUYUN

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 217
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: RUŞEN ÇAKIR’I BİR DE BU AÇIDAN OKUYUN   C.tesi Kas. 27, 2010 3:11 pm

25 Kasım 2010 tarihli Vatan Gazetesi’nde Ruşen Çakır’ın köşe yazısı Başbakan Erdoğan’ın Lübnan gezisi ile ilgiliydi. Yazı, İslami kesim üzerine araştırmaları ile tanınan Çakır’ın AKP sonrası geçirdiği dönüşümü yansıtmaktadır. 2002 yılından beri Türk Basını’nda yeni bir gazetecilik türüne tanık olmaktayız. Sanırım buna nabza şerbet babında “Şerbet gazeteciliği” dersek yanlış olmaz. Basın tarihimize bu gazetecilik tarzını “bold” olarak not etmek gerektiğini düşünüyorum. İşte Ruşen Bey’in köşe yazısından bazı alıntılar (İtalik bölümler bana aittir):

"Başlık: Erdoğan Lübnan’da niye bu kadar popüler?"

Evet. Yazının başlığından itibaren büyüklerimizin huylanmayacağı bir makale ile karşı karşıya olduğumuzu fark ediyoruz ve rahatlıyoruz. Anlıyoruz ki Başbakanımız Lübnan’da seviliyor. Artık yazının devamını okumakta hiçbir sakınca bulunmamaktadır.

"Televizyonda Başbakan Erdoğan’ın Lübnan’da binlerce kişiye hitap ettiğini izlerken, kalabalığın arasına sızmış oldukları kesin olan İsrail ajanları veya muhbirlerinin neler hissettiklerini çok merak ettim. Herhalde İsrail yöneticilerinin Erdoğan’ı cepheden karşılarına almakla çok büyük bir hata yapmış olduklarını düşünmüşlerdir."

Birden bire casus romanı okuduğumuz hissini verecek ağdalı bir giriş. Hain İsrail ajanlarına rağmen cesur devlet büyüklerimiz Lübnan’ın merkezindeler. Erdoğan’ı cepheden karşılarına alan (ne demek şimdi bu?) İsrail yöneticileri Lübnan seferimiz üzerine ağlama duvarına çömelmiş salya sümük feryat ediyorlar. Muhtemelen başbakanımıza husumet besleyen İsrailli liderler istifa etmek zorunda kalacaklar.

"Peki Erdoğan’ın Ortadoğu’da ve dün itibariyle Lübnan’da da varolduğunu gördüğümüz popülaritesini neye bağlamalı? Bu soruyu yalnızca Erdoğan’ın İslamcı bir geçmişi ve muhafazakâr bir yaşam tarzı olmasıyla cevaplamaya çalışanlar yanılırlar. …Dolayısıyla Erdoğan’ın dinsel kimliğine ek olarak, özellikle son yıllarda Filistin konusunda takındığı, birçok Arap liderini de sollayan radikal ve tavizsiz tavırların da onun Ortadoğu’daki popülaritesinde etkili olduğu açıktır."

Erdoğan, İslamcı bir geçmişinin yanı sıra, hem İsrail’e, hem de ABD’ye kafa tutan, Avrupa’yı silkeleyen bir liderdir. AKP’nin Arap alemini de sollayan en radikal ve tavizsiz tavırlarından biri Türk-İsrail dostluk derneğinin kurulmasıdır. Ayrıca, İsrail’e toprağımızı kullanma hakkı karşılığında pardon yahu, yalnızca karın tokluğuna mayın temizleme talimatı verecektik. Ama hain muhalefetin engeliyle karşılaştık. İslam düşmanı Rasmussen’i yalvardığı için acıyıp NATO genel sekreteri yapan kim? Öte yanda füze kalkanını sindirebilecek ve kaldırabilecek kaç ülke var? Füze kalkanı deyince nedense aklıma -sanırım Banu Alkan’a ait olan- “Kaldıramazsan kaldırırlar güzelim” şarkısı geliverdi.

"Erdoğan’ın Ortadoğu’da namının yürümesine, İslami kimliği ve İsrail ile ABD’ye kafa tutabiliyor olmasının dışında bir nokta daha katkıda bulunuyor; hatta bu sonuncu hususun belirleyici olduğunu bile ileri sürebiliriz. O da Türkiye’nin, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olmakla birlikte yüzünün Batı’ya dönük olması ve kendine hedef olarak Batı uygarlığını yakalamayı koymuş olmasıdır."

Çok doğru. Sızma zeytinyağı sağlıklı bir besindir. Erdoğan’ın Orta Doğu’da namının yürümesine, hatta koşmasına hem Müslüman olmamız, hem de hedefimizde batı uygarlığının olması neden olmakta. Hatta, yargımız, üniversitelerimiz, milli eğitimimiz, adalet mekanizmamız ve gelir dengemiz batıyı yakalayıp geçti. Herkes huzurlu. Aç ve açıkta kimse yok. IMF’ye bile borç verebiliriz. Kürdümüz keyiften havaya silah sıkıyor, Aleviler mutluluktan semaha duruyor.

"“Türkiye Erdoğan’dan önce de böyleydi, ne var bunda!” diye itiraz edenler olacaktır. Doğru, ancak Arap sokağı, zaten tarihsel nedenlerle mesafeli baktığı Türkiye’nin “aşırı Batılı” olduğunu düşünmekteydi. Diğer bir deyişle Arap kamuoyunun önemli bir bölümü, ülkemizin muhafazakâr taşrasıyla benzer eleştiren yaklaşıma sahipti. İşte Erdoğan liderliğindeki AKP iktidarı, Arap dünyasıyla (ve bağlı olarak İslam dünyasıyla) Türkiye arasındaki mesafeyi hızla kısalttı."

Yukarıdaki alıntıda Batı uygarlığını yakalayıp geçmiştik. Eh! Artık bu paragrafta aşırı batılı kısımlarımızı budayıp Arap dünyasıyla aramızdaki mesafeyi kısaltmanın zamanıdır. Peki, hem batıya hem de Orta Doğu’ya nasıl yaklaştığımızı anladınız mı? Esnedik kardeşim, esnedik. Hem kendimiz esnedik hem de birileri tarafından sündürüldük. Spor niyetine. Tamam mı?

"Bu yazıda tasvir etmeye çalıştığım “Türkiye’nin Ortadoğu’daki değişen imajı”nın okurların ciddi bir bölümünü rahatsız ettiğini biliyorum. Olabilir ama biz gazetecilerin öncelikli görevi olup biteni anlamaya çalışmak ve bunu eğip bükmeden okuyucuya aktarmaktır."

Okurların ciddi bir bölümü okur-kör olduğu için gelişmelerden rahatsızlık duyuyorlar. O nedenle Ruşen kardeşim gibi, kıvrak zekalı gazeteciler olup biteni eğip bükmeden okuyucuya aktarıyorlar. Hala olaya Fransız kalan okuyuculara basınımızın güzide simaları olan Cengiz, Fehmi, Hasan, Hasan Celal, Hadi, Ali, İsmet, Mümtazer vesair kardeşlerimin yazılarını tavsiye ederim. Sağlıcakla kalın.


Hasan Vasfi Altay
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugundem.yetkinforum.com
 
RUŞEN ÇAKIR’I BİR DE BU AÇIDAN OKUYUN
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kutu Gündem :: Gündem :: Yazılar-
Buraya geçin: