Kutu Gündem

Kutu Gündem - Siyasi ve Politik Meseleler
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 O ŞURA SON NOKTAYI KOYDU

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 217
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: O ŞURA SON NOKTAYI KOYDU   Ptsi Kas. 22, 2010 11:43 pm

İnsan belleğinin “unutkanlıkla” özürlü olduğu boşuna söylenmemiştir. Bunun en güzel kanıtı Türk insanının bellek zafiyetidir. Eğer öyle olmasaydı, seçimlere kadar inim inim inletilen fındık üreticisine seçime çeyrek kala paraları ödendi diye siyasal iktidar Ordu’da, Giresun’da seçimi kazanabilir miydi? Eğer öyle olmasa, 365 gün yoksulluk sınırının altında yaşayan insanımız, seçimden önce bir torba makarna aldı diye seçimde siyasal iktidara oy verir miydi?
İşte bu nedenle diyorum ki, insanımızın belleğini sürekli uyanık tutmakta yarar var. Keşke köşe yazarlarımız, toplumsal olaylara tepkilerini, sıraya koyarak her gün yazsalar. Böylece bu olaylar halkımızın belleğindeki tazeliğini korusa. Örneğin türban konusu, birkaç gün hep birlikte eleştirmek yerine, işbölümü yaparak her gün biri tarafından ele alınıp günlerce işlense.
Laik eğitim konusu da öyle. 18. Milli Eğitim Şurası, 2023 yılını hedefleyen kararlar almak üzere yaptığı toplantılarını sonuçlandırdı. Ne yazık ki, bir Milli Eğitim Şurası olmak yerine “Din İşleri Şurası” niteliği alan Şura’da, laik eğitimi dinselleştirecek çeşitli kararlar alındı. Bu konuda birkaç gün yazılıp çizildi ve sonuçta ortalık duruldu. Oysa, Şura’da kabul edilen değişiklikler, laik eğitime vurulan darbe niteliğindeydi ve toplumun bu konudaki tepkisinin sürekli kılınması gerekiyordu.
Kuşkusuz Şura kararları Milli Eğitim Bakanlığı’na tavsiye niteliğindedir. Ancak Hükümet’in ve atadığı Milli Eğitim camiası temsilcilerinin yönlendirmesiyle öyle kararlar alınmıştır ki, Milli Eğitim Bakanlığı’nın bunları harfiyen uygulayacağından kimsenin kuşkusu olmaması gerekir. Kararlara Milli Eğitim Bakanı’nın yakın katkısının ve yönlendirmesinin olması da, bunu kanıtlamaktadır.
18. Milli Eğitim Şurası kararlarının laik eğitime vurulan son darbelerden biri olduğunu anlayabilmek için, laik eğitimin 1950’den başlayarak nasıl yok edildiğine bakmak gerekir.
DÜNDEN BUGÜNE
Tüm aydınlanma devrimlerinde üç nesil geçmeden o devrimlerin topluma maledilmesi olanaksız görülerek eğitime önem verilmiştir. ******çü düşünce sisteminin hedefe koyduğu Aydınlanma Devrimi’nde de, tüm ilkelerin temeli olan laiklik ilkesinin toplum tarafından içselleştirilerek yaşam biçimine dönüştürülebilmesi için laik eğitim sistemi öngörülmüş ve Öğretim Birliği Yasası, daha devrimlerin başlangıcında, 3 Mart 1924 günü kabul edilmiştir.
Ne yazık ki, değil üç nesil, daha birinci nesil yaşamını sürdürürken laik eğitimden ödün verilmeye başlanmıştır. İmam hatip okullarının, Öğretim Birliği Yasası’nda yer verilen, imam, hatip ve din hizmetlisi yetiştirme amacı ile kurulduğu görmezden gelinerek, 1960’lı yıllarda bu okulları bitirenlere, fark dersi vererek yükseköğretimin yolunun açılması, laik eğitime vurulan ilk darbe olmuştur.
Laik eğitim ikinci darbeyi, ne yazık ki asker kökenli bir Cumhurbaşkanı’ndan yemiştir. İmam hatip okulları, 1950’den beri sergilenen, ve Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ın, “Bugünkü okullarda yetişen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karşı imam hatip okullarını bir seçenek olarak düşünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleştireceğimiz kişileri, bu okullarda yetiştireceğiz” (Işık Kansu, Cumhuriyet, 14.11.2009) söyleminde dayanak bulan yanlış siyasal yaklaşımla, sayı, konum, program, öğrenci profili ve işlevsel yönden, Devrim Yasası’ndaki kuruluş amacını ve dolayısıyla anayasal çizgiyi aşmıştır.
Ne yazık ki, aynı zihniyet hala sürmektedir. Bilim ve teknolojiden sorumlu AKP’li Devlet Bakanı Prof. Dr. Mehmet Aydın, doğmalara dayalı dinsel tabanlı eğitim veren imam hatip okullarını, 21. yüzyılda model okullar olarak görmekte, bu okulların dünyada “çağdaş bir eğitim (!)” için model olarak gösterildiğini söyleyebilmektedir. (Sözcü, 02.09.2010)
Bugün amacı tüm yükseköğretim programlarına öğrenci yetiştirmek olan imam hatip liselerinin sayısı 465’e ulaşmıştır. Zorunlu din dersleri yanında, müfredata seçmeli din dersleri konularak, diğer tüm ortaöğretim kurumları da imam hatipleştirilmeye çalışılmaktadır. Çünkü bu seçmeli dersler baskı sonucu zorunlu hale dönüşecek, bu derslerde Kuran eğitimi verilecek, bu sayede düz liselerde de, imam hatiplerde olduğu gibi türbanın yolu açılacaktır.
Laik eğitim, bir başka darbeyi imam hatip liselerine kız öğrencilerin kabulüyle yemiştir. Ne yazık ki bunun yolunu açan Danıştay’dır. 1976 yılında bir öğrenci velisi tarafından açılan dava sonunda Danıştay 11. Dairesi, imam hatiplere kız öğrenci alınmaması işlemini, eşitlik ilkesi nedeniyle iptal etmiş; böylece imam hatip liselerine kız öğrenci alınmasının yolu açılmıştır.
İzleyen süreçte, imam hatip liselerine kız öğrenci alınmasıyla yetinilmemiş, “durumdan görev çıkarılarak” kız imam hatip liseleri açılmıştır. Bugün gelinen son durumda, imam hatip liselerinde 198 bin öğrenci okumakta, bunun 104 binini kız öğrenciler oluşturmaktadır. Yani, imam hatiplerde okuyan kız öğrenciler, erkek öğrenci sayısını geçmiştir. Bu sayede ortaöğretimde türban da yerleşme olanağı bulmuştur.
MADDE MADDE EĞİTİM OPERASYONU
Bunun dışındaki laik eğitim dışı gelişmeler şöyle özetlenebilir:
- Önce yasalar değiştirilerek YÖK ve üniversiteler ele geçirilmeye çalışılmıştır. Başarılamayınca “sabredilmiş” ve Cumhurbaşkanı’nın değişmesinden sonra YÖK Başkan ve üyeleriyle rektörler, siyasal iktidarla aynı dünya görüşünü paylaşan kişiler arasından seçilerek, üniversiteler cemaat ve tarikatlara teslim edilip medreseleştirilmiştir.
Bu sayede, yükseköğretimde türban ve imam hatiplerin önünü açacak katsayı sorunu da, laiklik ilkesine ve Öğretim Birliği Yasası’na aykırı biçimde çözülmüştür.
- İlahiyat fakülteleri sayısı ile öğrenci kontenjanları artırılmıştır; hala da bu artış sürdürülmektedir.
- Türban konusunda gizlenmeye çalışılan gerçek amaç ortaya konulmuş ve türbanın ilköğretim, ortaöğretim, kamu kurum ve kuruluşlarında da serbest bırakılmasına destek verilmiştir. İlköğretimde ve Çankaya’da bunun ilk denemeleri yapılmıştır. Ortaöğretimde zaten imam hatipler aracılığıyla türban çoktan serbest bırakılmıştır.
- Talim Terbiye Kurulu değiştirilerek, ders kitaplarından ****** ilke ve devrimleri çıkarılmaya çalışılırken, bu kitaplara dini içerik kazandırılmıştır. Darvin kuramı yerini yaratılış öğretisine bırakmıştır. Artık üniversite rektörleri bile, yükseköğretimden “Devrim Tarihi” dersinin kaldırılmasını istemeye cesaret kazanmışlardır.
- İlahiyat kökenliler milli eğitim ve okul müdürü yapılırken, öğretmen yokluğu bahanesiyle imamlar din dersi öğretmeni yapılmaya başlanmıştır.
- Peygamberimizin doğum günü, hicri takvim nedeniyle her yıl değişik tarihlerde ve “Mevlüt Kandili” olarak kutlanırken, bununla yetinilmemiş ve Kutlu Doğum Haftası ihdas edilmiştir. Ne tesadüftür ki, bu hafta “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” haftasına denk getirilmiş, törenler yönetmeliğe bağlanarak sözümona hukuksallaştırılmış, yaygınlaştırılmış ve sayısı hızla artırılan etkinliklerle kutlanıp ulusal egemenlik haftasının üzeri örtülmeye çalışılmıştır.
- Cemaat ve tarikatlarca açılan yasa dışı Kuran kurslarını açanlarla buralarda öğretmenlik yapanlara verilecek cezalar düşürülmüş ya da tümüyle kaldırılmıştır. Kaçak kursların kapatılmaları önlenmiştir. Ödüller konularak bu kurslar çekici duruma getirilmiştir. Yatılı Kuran kursları açılmış ve bu kurslara katılım özendirilmiştir.
- Devletin öğrenci yurdu açması bilinçli biçimde önlenerek, öğrenciler cemaat ve tarikat yurtlarına mahkum edilmiştir. Bu yurtlar Milli Eğitim Bakanlığı denetiminden çıkarılmıştır.
- Öğrenciler artık kurum araçlarıyla topluca Cuma namazlarına götürülmektedir.
- Vakıf üniversiteleri adı altında cemaat ve tarikatların yükseköğretimde kurumlaşması sağlanmıştır.
Bu tablo Türkiye’de eğitimin geldiği son durumu göstermektedir. Kısaca, laik eğitim, geçen sekiz yıl içinde dinselleştirilmiştir. Alınan 18. Milli Eğitim Şurası kararları da, bu gidişe son noktayı koymaktadır. Şura ile ilgili kararlar bir sonraki yazımızda ele alınacaktır.
Bülent Serim
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugundem.yetkinforum.com
 
O ŞURA SON NOKTAYI KOYDU
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kutu Gündem :: Gündem :: Yazılar-
Buraya geçin: