Kutu Gündem

Kutu Gündem - Siyasi ve Politik Meseleler
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 CEMAAT BU SENARYOYA NE DİYECEK

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 217
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: CEMAAT BU SENARYOYA NE DİYECEK   Ptsi Kas. 22, 2010 11:43 pm

Cemaatin kanalı Samanyolu TV’de Kollama adında bir dizi yayınlanıyor. Dizideki karakterlerden biri, kırmızı atkılı, kalpaklı, tıknaz bir profesör, şıp demiş Yalçın Küçük’ün burnundan düşmüş bir tip. Bu benzerlik yetmemiş, Yalçın Küçük olduğundan kimse kuşkuya kapılmasın diye karaktere Kaya Minik adı verilmiş.
Dizide Kaya Minik, yani Yalçın Küçük Erkenkondu isimli örgütün tepesindeki önemli isimlerden biridir; Hrant Dink cinayetinin sorumlusudur, derin PKK’yı, yani kötü PKK’yı yönlendiren isimdir. Erkenkondu mensupları birer cani, PKK mensupları ise Erkenkondu örgütünün kullandığı başı sıvazlanıp sevilecek acınası zavallı çocuklardır.
Sadece Yalçın Küçük değil, dizide birçok Ergenekon sanığı suçlanıyor.
Ergenekon davası sürerken böyle bir diziyi yayınlayan Samanyolu TV’yi, ne savcıların, ne hakimlerin, ne de RTÜK’ün uyarmaya bile gerek duymaması büyük bir hukuk skandalı değil de nedir?
Ergenekon davasında yargılanan birçoğu Silivri zindanında eli kolu bağlı insanlara Cemaat’in ipini koparmış boğa gibi saldırmasına izin verilmesi nasıl bir adalet anlayışıdır?
Bir kanalda Fethullah Gülen’i ve Cemaat’i anlatan bir dizi film yayınlansa Cemaat buna ne der? Buna kimse cesaret edemez demesin, bir gün gelir birileri o cesareti gösterir.
Cemaat, mensupları aşağıda özeti sunulan senaryonun dizi film olarak çekildiğini düşünsün, diziyi seyrederken neler hissedeceklerini anlamaya çalışsın.
“THE HOCA” DİZİSİNİN ÖZETİ

Hoca lakaplı Seyfullah Gülümser etrafında mütedeyyin insanlardan dini bir cemaat oluşturmuş bir imamdır. 12 Eylül askeri darbesinden sonra imamlığı bırakır, darbe mağduru bazı ülkücülerle yakın ilişki kurar, onların Cemaat’e yakınlaşmasını sağlar. Ülkücülerle sıkı fıkı olmasını eleştiren müritlerine, “Militan antikomünist gençlere ihtiyacımız var, zamanı gelince işin içine Cemaat’i bulaştırmadan pis işlerde onları kullanacağız” der.
Hoca’nın talimatıyla Cemaat müritleri yurt sathında okullar, dershaneler, öğrenci yurtları açar. Cemaat’e bağlı iş adamları mason locaları gibi örgütlenir. Küçük şehir ve kasabalarda haksız rekabet ortamı yaratılır, Cemaat’e katılmayanlar üzerinde baskı oluşturulur. Cemaat gittikçe dini cemaat olmaktan çıkar, maddi çıkar organizasyonuna dönüşür. Cemaat bazı siyasetçilere destek vererek, ya da destek oluyormuş gibi görünerek siyaset dünyasına da el atar.
Hoca müritlerine polis teşkilatına, yargıya, orduya ve devlet bürokrasisine sızmalarını emreder. Işın evlerinde, öğrenci yurtlarında, dershanelerde, okullarda hummalı bir çalışma başlar. Beyinleri ****** ve Cumhuriyet düşmanlığıyla yıkanmış gençler eğilimlerine göre hukuk, siyaset bilimi ve kamu idaresi fakültelerine, polis ve askeri okullara sokulur. Polis, yargı, kamu yöneticileri ve ordu içinde Cemaat’e eğilimli personel örgütlenir, başlarına imamlar atanır, kurumlarında hızla yükselmeleri için etkin siyasetçiler devreye sokulur. Devlet kurumlarına sızan müritlere kendilerini gizlemeleri öğütlenir. Hoca’nın bu konudaki vaazları kasetlere kaydedilip müritlere dağıtılır.
Hoca, Mahsun Yazaroğlu ve arkadaşlarını kışkırtarak yeni parti kurdurtur, Milliyetçi Aksiyon Partisi’ni (MAP) böler. Yazaroğlu’na parti kurması için maddi manevi destek verir.
ABD VE CIA DEVREYE GİRER
ABD Hoca ile ilişki kurar. Cemaat ABD’nin ılımlı İslam projesine son derece uygundur. Aynı dönemde Cemaat, Başbakan Cansu Çilli’nin desteğiyle faizsiz bankerlik yapacak Afrika Finans’ı kurar.

Gülümser Hoca güçlü olanın, yani ABD’nin yanında olmanın erdemine inanmıştır. Hoca, Ferah Partisi içindeki iktidar hırsıyla dolu gençleri ABD ve AB ile uzlaşmaya, Yerbakan’a karşı ayaklanmaya, sırtlarındaki “dini görüş” gömleğini “vahşi kapitalizm” gömleğiyle değiştirmeye ikna eder. ABD, Hoca’dan da, iktidar hırsıyla yanıp tutuşan gençlerden de pek memnundur.
Abraham Foxman, Morton Abramowitz gibi ABD’nin güçlü isimleri ve bazı CIA ajanları Hoca’yla görüşür, onu çeşitli ülkelerde okullar açması için yüreklendirir. ABD’nin destek için iki şartı vardır, okullarda eğitim dilinin İngilizce olması, bazı CIA ajanlarının öğretmen olarak çalıştırılması… Hoca öneriyi memnuniyetle kabul eder.
Finans kurumu Afrika Finans bankaya dönüştürülür. Bank Afrika’nın internet sitesinde faiz oranları, kar oranları olarak ilan edilir. “Faiz haram değil mi?” diye soran müritlere, “Darül Harp bir ülkede Müslümanların yalan söylemesi de, insanları kandırması da, iftira atması da, faiz alıp vermesi de caizdir” der. Kafası karışan müritlerini, “bizim iftira ve yalanlarımızdan zarar gören Müslümanların öteki dünyada mekanı cennet olacaktır” diyerek yatıştırır.
12 Şubat post modern darbesiyle Ferahyol koalisyonu çöker, merkez partilerin oluşturduğu bir koalisyon kurulur. Hoca, kızların üniversiteye başı açık gitmesinde dinen bir sakınca olmadığı fetvasını yayınlayarak askerlerin gözüne girmeye çalışır.
Hoca sırtını tamamen ABD’ye yaslar. Hıristiyan kültürüne uyumlu yeni İslam’ın temellerini atmaya koyulur. ABD, Hoca’nın Papa II. John Paul’le görüşmesini sağlar. Amaç Hoca’yı İslam dünyasına dini önder olarak sunmaktır.
Hoca’nın sağ kolu Cemaat’ten kopar, medyaya, hocanın müritlerine devlete sızma emri verdiği vaaz kasetlerini sızdırır. Hoca’ya karşı dava açılır, devleti ele geçirmeye çalışmakla suçlanır.
Necmi Yerbakan’la ipleri koparmış “dini görüşçü” gençler Hoca’nın desteğiyle kısaca “Lamba” diye anılan bir parti kurarlar.

Karaoğlan liderliğindeki koalisyon hükümeti krizlerle boğuşmaktadır. Son çıkan kriz Bakır Bank’ı zor durumda bırakmıştır. Aslında Bakır Bank güçlü bir bankadır ve küçük bir likidite yardımıyla kurtulacak durumdadır. Ancak IMF hükümete, “serbest piyasaya müdahale etmeyin, bırakın iyi yönetilmeyen bankalar batsın” der. Bakır Bank batar, kriz büyür, Lamba’nın iktidara gelmesi için uygun ekonomik koşullar oluşur.
Hoca tutuklanma korkusuyla Patagonya’ya kaçar. Patagonya artık Hoca’nın müritleri ve onun gücüyle bir yerlere gelmiş, ya da gelmeyi uman liberaller, dinciler ve iş adamları için Mekke kadar kutsal bir şehir haline gelmiştir.

İktidara gelen Lamba, Hoca’nın polis, yargı ve idari bürokrasi içindeki müritlerini stratejik noktalara yerleştirir, kriz nedeniyle zor duruma düşmüş banka ve şirketlere el koyar. Gazeteler ve televizyon kanalları hızla Cemaat ve Lamba yanlısı sermayenin eline geçer.
KEMALİZM’İN TASFİYESİ
Kemalistler ılımlı İslam projesi için hala büyük bir tehdittir. Ayrıca oy için halkın dini inançlarını sürekli istismar eden Lamba’nın yüksek yargı tarafından kapatılması mümkündür. Önce Kemalist aydınlar, askerler tasfiye edilecek, ardından yüksek yargı ele geçirilecektir. Cemaat’e bağlı savcılar, yargıçlar, polisler, ABD yanlısı liberallerden oluşan bir ekip hazırlıklara başlar. Polis istihbaratının denetimi Cemaat müritlerine teslim edilir.
İlk tasfiye denemesi gözlerden ırak Van 100. yıl Üniversitesi rektörüne karşı başlatılır. Sahte deliller üretilir, rektör tutuklanır, rektöre karşı yüzlerce yıllık hapis talebiyle dava açılır. Saygın bir rektöre karşı açılan dava kamuoyunun tepkisiyle karşılaşır, oyun bozulur, rektör beraat eder. Ancak “Kemalizm’i tasfiye ekibi” artık tecrübe kazanmış, tasfiye edilecek kişilerin itibarsızlaştırılmasının öneminin farkına varmıştır.
Lamba muhalifleri dinlemeye ve izlemeye alınır. TSK içindeki Amerikancı askerler Cemaat’e gizli bilgi sızdırmaktadır. “Herkesekon” adıyla bir dava açılır, “sahte delil üretme merkezi” kurulur. Cemaat’in desteğiyle 2. Cumhuriyetçi ve CIA destekli liberallerin yönetiminde Taraftar Gazetesi yayına başlar.
Elde edilen bilgiler ve belgeler sahte delil üretme merkezinde montajlanır, ya da yeni baştan üretilir, Taraftar Gazetesi’nde yayınlanır. Birbiriyle ilişkisi olmayan insanlar arasında sahte ilişkiler yaratılır. Ülkenin saygın aydınları, rektörleri, askerleri, muhalif TV kanalı sahipleri tutuklanır. Tutuklanan Kemalistleri itibarsızlaştırmak için darbe yapmayı düşünmüş, ya da planlamış Gladio artığı askerler ve polisler, bazı katiller ve hırsızlar da tutuklanır. Tutuklananlar arasında 28 Şubat darbesinin gözde generalleri yoktur, çünkü onlar Lamba’yı iktidara taşıyan sürecin mimarlarıdır, çocukları yandaş şirketlerde yüksek maaşlarla çalışmakta, kendileri Lamba yöneticilerine danışmanlık yapmaktadır.
Bir rahip, üç Hıristiyan misyoner, Ermeni cemaatinin bir ileri geleni öldürülür. Yüksek yargıya silahlı saldırı düzenlenir, saldırıda bir yargıç ölür.
“Sahte delil üretme” merkezinde üretilip Taraftar Gazetesi’nde yayınlanan belgeler, gizli tanık ifadeleri, imzasız ihbar mektuplarında yer alan suçlamalar gerçekmiş gibi dinci ve merkez medyada halka her gün temcit pilavı gibi sunulur. Yüksek yargıya ve Hıristiyanlara saldırılar ile Herkesekon” sanıkları arasında bağ kurulmaya çalışılır. Ancak iddialar sanık avukatları tarafından bir bir çürütülür. Cinayeti işleyenlerin Cemaat’in etki alanındaki ülkücü gençler olduğu, Hoca’nın müridi polisler tarafından korunup kollandıkları anlaşılır. Polisler hakkında hiçbir yasal işlem yapılmaz.
Darbe yapacağı iddia edilen askerler salıverilir. Kemalist aydınlar hala tutuklu olarak yargılanmaktadır. Sanıklar kendilerine karşı iftira kampanyası yürüten köşe yazarlarına karşı dava açmaya, bu davaları kazanmaya başlarlar. Yandaş medyanın ve Cemaat’in aklına birdenbire basın özgürlüğü gelir. Acilen yüksek yargı iktidara bağlanmalı, yandaş yazarların iftira atma özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Üstelik, Allah korusun, bağımsız yargı Lamba’yı her an kapatabilir.
Acilen bir yargı reformu paketi hazırlanır. ABD ve AB’nin desteğini almak için pakete özelleştirmeleri kolaylaştırıcı bir madde eklenir.
Serbest piyasa dışarıdan sıcak para akışıyla göle dönüşmüştür. TSK sindirilmiştir ama Kemalist aydınlar hala direnmektedir. Hoca, Patagonya’daki malikanesinde, “Allahım bu Kemalistler ne bitmez şeymiş” diye mırıldanır. Ellerini açar, “Bize Suudi Arabistan’daki, ya da Kuveyt’teki kadar demokrasi ve adalet yeter, bizi daha fazlasından sen koru ya rabbim” diye dua eder. Müritler huşu içinde “amin” diye bağırırlar. O ülkelerde halk ne kadar da uysaldır, kadınlar ne kadar da özgürdür, ne kadar da mutludur, rejimleri ne kadar da ılımlıdır.
Yargı reform paketi mecliste oylanır, referandum kararı çıkar.

Yargı paketinin referandumdan geçmesini garantiye almak için ana muhalefet partisi yıpratılmalıdır. Parti başkanına ait olduğu ileri sürülen bir seks kaseti internet üzerinden piyasaya sürülür, ancak son derece hırslı olduğu bilinen başkan Cemaat’i şaşırtır ve başkanlıktan istifa eder. Ana muhalefet partisinin başına halkın sevdiği Kılıç geçer ve paketin geçişini engellemek için Anadolu’yu turlamaya başlar.
Lamba ve Cemaat şaşkınlık içindedir. Cemaat harekete geçer. Ülkücülerin Hoca’ya saygınlığı sürmektedir. Bilhassa Doğu Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da Cemaat ülkücü tabanı etkilemeyi başarır. Ayrıca milyonlarca yoksul ve işsiz halk bir kez daha sadakayla kandırılır ve yargı reform paketi referandumda kabul edilir.
Lamba istediği kişileri yüksek yargıya yerleştirir. Aylardır yapılamayan savcı ve yargıç atamaları birkaç gün içinde yapılır. Artık yüksek yargı Lamba’ya bağlanmıştır.
ONE MINUTE
Cemaat’in içini dışını bilen, yıllarca istihbaratçı olarak çalışmış bir polis müdürü Cemaat’in iç yüzünü anlatan bir kitap yazar, ancak bir terör örgütüne yardım ve yataklık yapma suçlamasıyla apar topar tutuklanır ve susturulur. Ofisinde bir çanta içinde çok sayıda yazar ve siyasetçiye ait dinleme kasetleri bulunduğu iddia edilir. Ancak polis müdürüyle birlikte çalışan personelden çantayı ne ofiste, ne de elinde gören olmamıştır. Polis müdürünün kitabında yer alan iddialar ve suçladığı Cemaat müridi polisler ise soruşturulmaz.
Cemaat artık kamuda tüm kadroları ele geçirmek istemektedir. Hoca’nın müritleri devletin teknik olanaklarını kullanarak polis okullarına giriş sınav sorularını, KPSS sorularını ele geçirir, sınavlara girecek müritlere dağıtır.
Lamba muhalifi aydınlar içeridedir, hırsızlar, iftiracılar, Cumhuriyet düşmanları dışarıdadır, yüksek yargı Lamba’ya bağlanmıştır, gençler işsizdir, halk dinlendikleri kuşkusuyla konuşmaktan korkmaktadır. Böyle bir ortamda Büyük Britanya kraliçesi Türkiye cumhurbaşkanına “yılın devlet adamı” ödülünü verir.
Ve birdenbire füze kalkanının Türkiye’de kurulmasına karar verilir. Arap şeyhleri, emirleri, kralları, cumhurbaşkanımız, başbakanımız, dışişleri bakanımız, Hoca ve müritleri sevinç gözyaşları dökmekte, Beyaz Saray’dan ise kahkaha ve “one minute, one minute” sesleri yükselmektedir.
Biliyorum, senaryonun çok eksiği gediği var, yine de Kollama’nın senaryosundan çok daha gerçekçi, öyle değil mi?
A. Metin Akpınar
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugundem.yetkinforum.com
 
CEMAAT BU SENARYOYA NE DİYECEK
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kutu Gündem :: Gündem :: Yazılar-
Buraya geçin: