Kutu Gündem

Kutu Gündem - Siyasi ve Politik Meseleler
 
AnasayfaTakvimSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Eğitimin Sadece Adı Millidir..!!!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Admin
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 217
Kayıt tarihi : 20/11/10

MesajKonu: Eğitimin Sadece Adı Millidir..!!!   Çarş. Kas. 24, 2010 10:19 pm

Emperyalizm, ülkeleri ele geçirmek ve sömürmek adına son derece sabırlı davranır.


“Büyük Abi”nin göz diktiği zenginlikler elbette toprağın altındaki enerji kaynakları ve madenlerdir.
Ülkenin pazarını ele geçirip, kendi mallarının işgali ile o ülkenin ekonomisini çökertmek en birincil amacıdır.
Böylelikle o ülke, kendini bağımsız zannederken yarı sömürge bir devlet haline geldiğini hiç mi hiç fark etmez.
Emperyalizm için, bir ulus devleti parçalayıp, bölüp, yutmanın en kolay yolu, toprağın üstündekileri ele geçirmek ve tüm bu insanları kendi çıkarları için çalışır hale getirmektir.
Sessiz, dirençsiz, milli bilinçten yoksun, bağımsızlığın gerçek öneminden habersiz, yığın psikolojisi ile hareket eden insanlar, emperyal patronun ücretsiz askerleridir.
Elbette batı hayranı, kimliksizleştirilmiş bu ücretsiz askerleri yetiştirmenin en kestirme yolu o ülkenin eğitimini yozlaştırmak ve milli olmaktan uzaklaştırmaktır.
Patronu güç dengelerine ve yapılan savaşların sonuçlarına göre değişen emperyalizmin Türkiye’deki eğitim sistemine saldırısı Osmanlı İmparatorluğu döneminde başlamıştır.
Fatih’in İstanbul’u fethinin ardından Latin Katoliklere ve Rum Ortodokslara din ve eğitim konusunda serbesti tanıması daha sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın gururuna yenilerek Kapitülasyonları kabul etmesi, eğitimde yozlaşmanın ve teslimiyetin miladı olarak kabul edilmelidir.
Ancak gerçek saldırı Tanzimat ve Islahat Fermanları’ndaki boşluklardan ve azınlıklara tanınan haklardan faydalanarak başlatılmıştır. Jeopolitik ve jeostratejik önemi olan Osmanlı toprakları emperyal güçlerin ilgisini çekmiş, çok sayıda okulların açılmasına izin verilerek, yabancıların sömürgeci politikalarına hizmet edilmiştir.
1776 yılı itibariyle Osmanlı Hükümeti Batı’yı örnek alarak çok sayıda okul açmıştır. Ancak bu okullarda uygulanan eğitim politikası çağdaş olmaktan çok taklitçi bir görünümdedir.
İlk başlarda İngiliz ve Fransızların işgaline uğrayan Osmanlı eğitim sistemi, daha sonraları Birleşik Devletlerin bu lezzetli pastadan pay almak isteyen arsız iştahının kurbanı olmuştur.
İlk Amerikan Okulu 1820′de İzmir’de açılmıştır. Tıpkı bugün olduğu gibi 19.yüzyılda da Amerikan misyonerleri Anadolu’yu karış, karış dolaşmışlardır. O yıllarda Amerikalıların bin görevlisi ve bu görevlilerin çalışmalarını sağlayan yüz milyon dolarlık finansman gücün olduğu söylenmektedir.
“Amerikalılar şimdiden Asya Türkiyesi’nde kazançlı duruma geçen bir iş kurmuşlardır. Bu durum, bütün bölge halkının, bir gün bizim müşterimiz olacağına dair umudumuzu gerçekleştirmektedir. Şu anda Asya Türkiyesi’nde, değişik bölgelerde 435 okulumuz ve bunlarda eğitim gören 19.795 öğrencimiz mevcuttur.”
Bu söylem American Board Of Mission adına H.O. Dwight tarafından 1895 yılında verilmiş bir beyanattır.
Mr. Dwight yaşasaydı ülkemizin yalnız eğitimde değil her noktada sergilediği teslimiyetçi duruştan büyük mutluluk duyardı.
1863′de açılan Robert Kolej Bulgar komitacılarına lider yetiştirmiş, Beyrut Amerikan Koleji ise etnik milliyetçiliği körükleyerek, Arap milliyetçiliğine öncülük etmiştir.
Görüldüğü gibi Amerikan Kolejlerinin amacı, sadece bir Amerikalı gibi düşünen ve onların çıkarlarına hizmet eden Birleşik Devletler hayranı sahte aydınlar yetiştirmek değildir. Esas amaç bölücülüktür. Ve ABD’nin eğitim misyonerleri bu konuda son derece başarılı olmuşlardır.
Hatta İzmir ve Tarsus Amerikan Kolejleri’nin bağlı olduğu SEV Vakfı’nı yöneten American Board’ın iddiasına göre bu okullarda misyonerlik faaliyetleri halen devam etmektedir.
Bağımsızlık Savaşı’nın kazanılması ile birlikte gerçek kurtuluş savaşı devam etmiş, Mustafa Kemal’in önderliğinde Milli Türk Devrimi hayata geçirilmiştir.
Tam bir bağımsızlık savaşçısı olan olan Mustafa Kemal’in en önemli ve en hayati devrimlerinden birisi de Türk eğitim politikasını yabancı boyunduruğundan kurtarmak olmuştur. Bu devrimle sadece eğitimin boynuna takılan boyunduruk kırılmamış, eğitimde birlik esası sağlanmış ve kültürel erozyona son verilmiştir.
3 Mart 1924′te TBMM’de yasalaşan 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitimde birliği sağlamış ve laiklik ve millilik ilkesi ile yeni bir eğitim politikası oluşturulmuştur. Yabancı okullarda mabetlerin dışında dini sembolleri kullanılması ve Türk öğrencilerin ayinlere katılması yasaklanmıştır. Şeriye ve Evkaf Vekaleti kaldırılmış, medrese, mahalle mektepleri kapatılarak, tüm okullar Maarif Vekaleti’ne bağlanmıştır. Eğitim dili Türkçedir.
Eğitimimiz artık millidir. Türk budunu için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin çıkarlarını koruyan gerçek aydınlar ve yurtseverler yetişmektedir.
Ancak 10 Kasım 1938′de Mustafa Kemal ******’ün Hakk’a yürümesiyle Türk Milli Devrimi tamamlanamamış ve üzülerek hatta utanarak ifade etmemiz gerekir ki, Kemalist Devrimler ve Mustafa Kemal’in ilkeleri ötelenmiştir.
İlk emperyal kuşatma 1939 yılında İngiltere, Fransa ve ABD ile yapılan ticari antlaşma ile başlamıştır.
Bu antlaşmalar daha sonra Türkiye’yi borç batağına sürüklemiştir.


Ama işgal tam anlamıyla 27 Aralık 1949′da


gerçekleşmiştir.


Çünkü 27 Aralık 1949′da ABD ile Fulbright Antlaşması diye de adlandırılan


“Türkiye ile ABD Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması” konusunda bir antlaşma


imzalanmıştır.


Bu antlaşmanın 1. Maddesi aynen şöyle demektedir:

“Madde 5/ Komisyon dördü Türk, dördü ABD vatandaşı olmak üzere sekiz üyeden kurulu olacaktır. Türkiye’deki ABD diplomatik heyetinin başı Amerikan Büyükelçisi komisyonun fahri başkanı olacaktır. Komisyonda oyların eşit olması halinde kesin oyu
misyon şefi ABD Büyükelçisi verecektir.”
Bu komisyonun ana görevi ise Türkiye’de kazanılacak ABD yanlısı kadroların saptanması ve eğitilmesidir.
Şimdi bu antlaşmanın 1. Maddesi’ni birlikte inceleyelim.
Madde 1/ Türkiye’de Birleşik Devletlerle birlikte bir Eğitim Komisyonu adı altında bir komisyon kurulacaktır. Bu komisyon niteliği bu antlaşma ile belirlenen ve PARASI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ TARAFINDAN FİNANSE EDİLECEK OLAN eğitimi kolaylaştıracak ve Türkiye ve ABD tarafından tanınacaktır.
Türkiye kendi parasıyla eğitimini ABD’ye teslim etmiş ve Amerikan bağımlılığını kabul etmiştir. Bu durum yeni görünümü ile Amerikan Mandacılığı’nın kabulüdür.
Türk Devrimi’nin gücünden, etkisinden ve olmazsa olmaz olarak kabul edilen Tam Bağımsızlık anlayışından korkan sömürgeci güçler, bu antlaşma ile devriminin kültürel ve milli gücüne saldırmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nun yasalaşmasından tam 25 sene sonra Milli Eğitim baltalanarak ve yozlaştırılarak Türk milletinin milli benliğinin yitirilmesine sebep ve bilinçlenmesine de engel olmuşlardır. Bu tarihten itibaren Türk milletinin ve bu eğitimle yetişen gençlerin çoğunluğunun beyni emperyal kültürle adeta kefenlenmiştir.
” Efendiler; yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğrenim sınırları ne olursa olsun, en önce ve her şeyden önce, Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmenin gereği öğretilmelidir.” Mustafa Kemal ******
Şimdi şu soruyu sormanın tam zamanıdır diye düşünüyorum. Amerikanca bir eğitim sistemi ile beyni kefenlenen bir çocuk veya genç ulusal değerlerine düşman olan tüm unsurlarla nasıl mücadele edebilir? Mümkün mü?..
Bu antlaşma ile Yeni Dünya Düzeni’nin öngördüğü “Dinsel Eğitim” ya da”Eğitimin Dinselleştirilmesi” boyut kazanmış ve eğitimin birliği, dinsel eğitimin birliğine kaydırılmıştır. Köy Enstütileri, köy öğretmen okulları kapatılmıştır.
Bu antlaşmanın sonucu olarak eğitim birliği ilkesi ortadan kaldırılmıştır. Misyoner okulları, tarikat ve cemaat mektepleri, paralı kolejler çoğalmış ve yabancı dilde eğitim yaygınlaşmıştır.
Çok sayıda Türk genci Fulbright Bursu ile Amerika’ya gönderilmiş; ikinci sınıf Amerikan vatandaşı gibi yetiştirilen bu insanlar geldikleri önemli mevkilerde, adeta robot misali programlanmış beyinleri ile ABD’nin çıkarlarına hizmet etmişlerdir.
Bu antlaşmanın faturası son derece vahimdir. Bugün içinde bulunduğumuz bu teslimiyetçi tablo, antlaşmanın günümüze yansıyan fotoğrafıdır.
Günümüzdeki tablo daha da vahimdir. Ders kitaplarından milli olan ne varsa çıkarılmıştır. Gülen’i finanse eden ABD, bu adamı kullanarak ülkemizde Amerikan okullarını açmaya devam etmektedir.
Yabancı dilde eğitim yapan okullar, zehirli sarmaşık misali tüm yurdu sarmış durumdadır. Burada okuyan çocuklar ne yazık ki milli bilinçten yoksun, batı ve Amerikan hayranı olarak yetiştirilmektedir.
Öğretmenlerimize gelince, ******’ün gelecek nesilleri emanet ettiği eğitim neferlerinin içinde bulunduğu durum ise yüz kızartıcıdır.
Öğretmenlerimizin % 80′i kredi kartı, bir o kadarı da kredi borçlarını ödemekte zorlanmaktadırlar. Bazı öğretmenlerimiz ek iş yapmaktadır. Sinema ve tiyatroya gidememektedirler.Hatta kitap bile alırken, düşünmek zorunda kalmaktadırlar. Kısacası öğretmenlerimizin hayat standardı, hak ettikleri insanca yaşamdan çok uzaktırlar.
Böyle bir ortamda görevini yapmaya çalışan bir öğretmen ne kadar başarılı olabilir?
Saime Durutan, Türkan Okyay, Tayyar Ataman, İbrahim Erçetin, Hazreti Yumruk, Teneke Bedriye ve şu anda ismini saymadığım ama yüreğimde yaşayan siz sevgili öğretmenlerim. Sizin şahsınızda tüm öğretmenlerin- benden çok genç olsalar bile-
ellerinden öperim.
Türkiye’nin yeniden dirilişi hatta kurtuluşu, Milli Eğitim’in yeniden hayata geçirilişi ve öğretmenlerimizin çabaları ile gerçekleşecektir.
Figen ÖZEN
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://kutugundem.yetkinforum.com
 
Eğitimin Sadece Adı Millidir..!!!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Ağlamıyorum,sadece gözüme sen kaçtın...
» Sadece Arkadaştık (13. bölüm geldi)
» Allaha inanmakta zorluk çekiyorum
» ayRıLdık işte

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Kutu Gündem :: Gündem :: Yazılar-
Buraya geçin: